Türkiye’de yabancıların hukuki statüsü 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) ile belirlenmiş olup, yasadışı yollarla giriş yapan yabancılar bakımından idari gözetim ve sınır dışı ( deport ) etme süreçleri bu kanunun en hassas hükümlerini barındırır.

Uygulamada, idari gözetim kararı ile sınır dışı kararı çoğu zaman aynı dosya içinde değerlendirilmekle birlikte, hukuki nitelikleri ve başvuru yolları tamamen farklıdır. Bu nedenle bu iki işlemin ayrı ayrı incelenmesi ve her birine özgü başvuru yolunun doğru belirlenmesi gerekir.

İDARİ GÖZETİMİN HUKUKİ DAYANAĞI VE KARAR ŞARTLARI

Yabancılar hakkında idari gözetim kararı, YUKK m. 57’de düzenlenen şartlara dayanır. Bu hükme göre yabancı hakkında sınır dışı etme kararı alınmışsa ve kişinin kaçma veya kaybolma riski bulunduğu değerlendiriliyorsa, kimlik ya da vatandaşlık bilgilerinin doğrulanamaması söz konusuysa, kamu düzeni ya da kamu güvenliği açısından tehdit oluşturduğu kanaati varsa veya idari makamlarca uygulanan yükümlülüklere aykırı davranış tespit edilmişse idari gözetim kararı verilebilir.

Bu düzenleme incelendiğinde, idari gözetim şartlarının sınırlı sayıda belirtildiği görülmekte olup, idareye keyfi bir alan bırakılmamıştır.

İdari gözetimin kişi özgürlüğü üzerindeki etkisi nedeniyle YUKK m. 57/2, kararın yazılı olmasını, gerekçelerin açıkça belirtilmesini ve yabancıya tebliğ edilmesini zorunlu kılar. Tebliğin yabancının anlayabileceği bir dilde yapılması gereklidir; bu zorunluluk YUKK m. 3 ve m. 59 hükümleri çerçevesinde tercüman yardımını da içerir. Tebliğ eksikliği, sulh ceza hâkimliğindeki incelemede en çok karşılaşılan hukuka aykırılıklar arasında yer almakta ve işlemin iptaline yol açabilmektedir.

İDARİ GÖZETİMİN SÜRESİ, DEVAMI VE ALTERNATİF TEDBİRLER

İdari gözetim süresine ilişkin hükümler YUKK m. 57/3 ve m. 57/4’te düzenlenmiştir. Kanun, idari gözetimin başlangıçta 6 ayı geçemeyeceğini, ancak yabancı hakkında işbirliği yapılmaması ve idari makamların işlemleri yürütmesinin güçleşmesi hâlinde bu sürenin 6 ay daha uzatılabileceğini öngörür. Böylece idari gözetim süresinin toplamda en fazla 12 ay olabileceği kabul edilmektedir.

Gözetimin devam edip etmeyeceğine ilişkin değerlendirme YUKK m. 57/4 uyarınca her 30 günde bir valilik tarafından yapılmak zorundadır. Değerlendirme, soyut gerekçelerden ibaret olamaz; idari makamın somut olgulara dayanması beklenir. Aksi hâlde gözetimin devamı hukuka aykırı hâle gelir.

Kanun koyucu, idari gözetim yerine daha hafif tedbirlerin uygulanmasını mümkün kılarak kişi özgürlüğüne müdahaleyi en aza indirmeyi amaçlamıştır. YUKK m. 57/A bu kapsamda yabancıdan belirli bir adreste ikamet etmesini isteme, belirli günlerde imza yükümlülüğü getirme, teminat alınması veya elektronik izleme gibi seçenekler sunar. Uygulamada özellikle aile bağları güçlü olan, sabit ikameti bulunan veya sağlık durumları gözetimi zorlaştıran yabancılar bakımından bu tedbirlerin uygulanmasına sıkça rastlanmaktadır.

İDARİ GÖZETİMİN YARGISAL DENETİMİ VE SULH CEZA HÂKİMLİĞİ BAŞVURUSU

İdari gözetim kararına karşı başvuru yolu YUKK m. 57/6 ile düzenlenmiş olup, sulh ceza hâkimliğine itiraz yolunun açık olduğu belirtilmiştir. Bu itiraz, kararın tebliğinden itibaren herhangi bir süreye bağlı olmaksızın yapılabilir. Hâkimlik, dosyayı hızlı şekilde incelemek zorundadır; zira kişi özgürlüğünü ilgilendiren işlemlerde makul olmayan gecikme, hem ulusal hukuk hem de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadı açısından ağır bir hak ihlaline yol açabilir.

Sulh ceza hâkimliği tarafından verilen karar kesindir ve kanun yollarına tabi değildir. Ancak idari gözetimin devamı niteliğindeki her yeni karar için yeniden başvuru yapılması mümkündür. Hâkimliğin gözetimi kaldırması hâlinde yabancının derhâl serbest bırakılması gerekir; uygulamada yaşanan gecikmeler idarenin tazminat sorumluluğunu doğurabilir.

SINIR DIŞI ETME KARARININ HUKUKİ ÇERÇEVESİ VE GERİ GÖNDERMEME İLKESİ

Sınır dışı etme kararı YUKK m. 52 ve m. 53 hükümlerinde düzenlenmiştir. Buna göre yabancının Türkiye’de kalmasının kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı açısından tehdit oluşturduğu kanaatine varılması, vize veya ikamet izni ihlallerinin tespit edilmesi, kaçak çalışma, sahte belge kullanımı veya yasadışı giriş gibi durumlar sınır dışı etme nedenleri arasında yer alır.

Ancak bu nedenlerin varlığı dahi yabancının her durumda sınır dışı edilebileceği anlamına gelmez. Zira YUKK m. 4 ve m. 55 hükümleri ile geri gönderme yasağı açıkça düzenlenmiştir. Buna göre yabancı, gönderileceği ülkede işkence, kötü muamele, ölüm cezası, insanlık dışı cezalandırma riski ile karşı karşıyaysa veya uluslararası silahlı çatışma ortamı nedeniyle geri dönmesi insani olmayan sonuçlar doğuracaksa sınır dışı işlemi uygulanamaz.

SINIR DIŞI KARARININ TEBLİĞİ, SÜRELER VE İPTAL DAVASI

Sınır dışı etme kararı yabancıya tebliğ edilmeden yürürlüğe girmez. YUKK m. 53/3’e göre tebliğin yabancının anlayabileceği bir dilde yapılması şarttır. Kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde idare mahkemesine iptal davası açılması gerekir. Bu süre hak düşürücü niteliktedir ve süre geçirilirse dava açma hakkı ortadan kalkar.

Dava açıldığında, YUKK m. 53/3 gereğince sınır dışı kararı otomatik olarak durur ve karar kesinleşinceye kadar yabancı sınır dışı edilemez. Bu düzenleme, yabancının etkili bir hukuki korunmadan yararlanabilmesi için getirilmiş olup, idarenin aceleyle sınır dışı uygulamasının önüne geçmektedir.

İptal davası sırasında mahkemeye sunulan bilgi ve belgelerin niteliği son derece önemlidir. Geri gönderme yasağı kapsamında değerlendirilebilecek riskler, kişisel durum, aile bağları, uzun süreli ikamet, sağlık koşulları veya ülkesinde karşılaşacağı tehlikeler ayrıntılı biçimde açıklanmalıdır. Mahkemeler soyut gerekçelerle verilen sınır dışı kararlarını sıklıkla hukuka aykırı bulmaktadır.

ULUSLARARASI KORUMA, İNSANİ İKAMET VE TAMAMLAYICI BAŞVURU YOLLARI

Yabancının sınır dışı edilme tehlikesi altında olduğu durumlarda uluslararası koruma başvurusu önemli bir hukuki güvencedir. YUKK m. 65 ve devamındaki hükümler, başvuru yapıldığı andan itibaren sınır dışı kararının duracağını düzenler. Bu başvuru, yabancının geri gönderme yasağı kapsamında değerlendirileceği durumlarda etkili bir mekanizmadır.

Ayrıca YUKK m. 46 kapsamında insani ikamet izni talep edilmesi mümkündür. Bu izin türü, özellikle sağlık nedenleri, aile birliği veya uluslararası koruma başvurusunun değerlendirilmesini gerektiren durumlarda uygulanabilir. İdarenin bu tür başvuruları bireysel olarak değerlendirmesi gerekir.

Bunun dışında Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru, İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’na şikâyet veya BM Mülteciler Yüksek Komiserliği ile iletişim gibi ulusal ve uluslararası başvuru yolları da sürecin bir parçası olabilir. Özellikle sınır dışı işleminin uygulanmak üzere olduğu acil durumlarda Anayasa Mahkemesi’nden tedbir kararı talep edilmesi önemlidir.

GENEL DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

İdari gözetim ve sınır dışı etme işlemleri, yabancıların temel haklarına doğrudan müdahale eden ciddi idari işlemlerdir. Bu nedenle hem YUKK hükümleri hem anayasal güvenceler hem de uluslararası insan hakları normları çerçevesinde sıkı denetime tabidir. Uygulamada tebliğ eksiklikleri, soyut gerekçeler, kişisel durumun değerlendirilmemesi ve geri gönderme yasağına aykırı uygulamalar sebebiyle birçok işlem dava yoluyla iptal edilmektedir.

Yabancının sürecin her aşamasında bilgilendirilmesi, haklarını etkin biçimde kullanabilmesi ve hukuki temsil imkânından yararlanması, hem kanunun hem de insan hakları hukukunun gereğidir. Bu nedenle, yabancı hakkında idari gözetim veya sınır dışı süreci başlatıldığında hukuki destek almak çoğu zaman sürecin sonucunu doğrudan belirleyen bir faktör hâline gelmektedir.

Konu ile ilgili bilgi ve hukuki destek almak için iletişim sayfamızdaki bağlantıları kullanabilirsiniz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir